Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

 

DUYAN OLURMU SESİMİ   (Zeynep Erkan  Ringsted-AKM)

 

Sıra sıraydı.... dağlar

Yaslanmışlardı.... birbirlerine

Ağaçlar... henüz tomurcuktu

Yeşil'lenmeye başlamıştı.... dalları

Çiğdemler...çiçekler çoktan açmıştı

Buram buram kokuyordu

Anadolu'nun rüzgarı

İlkbaharın...son ayları

İlkbaharın ...son ayları

 

 

 

Ve.. ben... tam oradan geçerken

Gözüme takıldı... birden

Çökmüştü yere... bakıyordu öyle

Vardım yanına..baka kaldı bana

Nasırlıydı elleri...yalın ayak...yırtıktı eteği

Üşümüştü elleri... üşümüştü yüreği

Ve ağlıyordu... gözleri....

Neyin var dedim....neden buradasın...

Ya niye ağlıyorsun.

Anlatsana... bacım anlat....dedim..

baktı....bana

 

Neyi anlatıyım...Nasıl anlatırım..

anayım ben...kadındım ben....

 

Nasıl.. anlatabilirdi

Anadolunun kadınını

karnından sıpayı.... sırtından sopayı

eksik olmayan kadınları

nasıl anlatırdı.....

şimdi... bana soruyorsunuz

ama hani..nerdesiniz

ben ağlarken...ben haykırırken...

ben acı...çekerken....

Hani nerdesiniz... ben ıssız oda'da

karanlığın kör kenarında

sessiz'ce göz yaşlarımı silerken....

hani nerdesiniz.....

Ben doğuda... töre'ye kurban giderken....

Daha 15 beşime basmadan...

kurban!lık koyun gibi.....satılırken...

 

Nasıl anlatırdım ki....

Ben kadındım... ben anaydım....

Benimde elim...silah tuttu...

benimde elim..

kazma...kürek...tohum ekti...

Yüce Atam Atatürk.. geldi aklıma

O beş devirden... birini sağlamıştı bana

Sen anasın... sen kadınsın...

Cennetsin..... dediler

Okumuştum...bunları ben

 

Demokrasinin bir yerinde....

Özgürlük.... eşittir diye

He ya... okumuştum bunları

Demokrasinin... bir yerinde

O zaman.. ben anlayamadım

Neden taşlanıyor... kadınlarımız

İran'da.....Afganistan’da

Daha sayamadığım....

Pakistan’da... Hindistan’da

 

Ya... ben anlayamadım....

Benim Türkiye’min... nereye gittiğinden

Biz ilerleyeceğimiz... yerdeyken...

Tayip Erdoğan’ın Avrupa’yı..

Örnek alması...derken

Kadınlarımız... kızlarımız yeniden

kara Çarşaflara bürünmesinden

ben Anlayamadım...

Atam Yüce Atatürk

sen kalk.. ben yatam

Şu halimizi... bi bilsen

Şu halimi....bi görsen

Ben anlayamadım......

 

Kadın olduğum için.. bazen satıldım

Issız odalarda...kaç kez ağladım

Her seferinde.. içime attım...

Kadınsın... sus dediler

Kızsın... dur dediler

Herkesin...öyle bir derdi var ki

Durur.... içerisinde

Siler.... gözyaşlarını

Göstermez ki... kimseye

Ama .... genede

Her zaman ki gibi.... sofrasını sermeden

çocuklarını... bir gün ihmal etmeden

Gece yarılarına..... kadar

Uykusuzluğunu... belli etmeden

Nasıl anlatırdım....

Nasıl anlatabilirdim ben...

Bunca kadınlarımızı

Bunca... analarımı

Bunca.... kızlarımızı

 

Nasıl anlatırım... ben bunca zamanı

Ve baka kaldım oracıkta....

bende..anayım.. bende kadınım

bende satılık köle..kurbanlık koyunum

belki de bu yüzden.. anlatamadı...

yada anlayamadım...

ben gene.... anlatamadım!!!!

 

YAZAN: Zeynep Erkan  Ringsted-AKM

 

Kadınlarımız

 

.Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile erişemeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
Ve onlar
ayin altında dönen ilk tekerlekti.
Ayin altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak,
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
oyu mavi kumbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlerinden gizleyerek
bakıyorlardı ayin altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
simdi ayin altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehribar baslı sap çeker gibi
ayni yürek ferahlığı,
ayni yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve on beşlik şaraplenin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayin altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru. .

 

Nazım Hikmet Ran

 

 

Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

 

UYAN

 

UYAN Varından, Kırkında Karnında, Kadın Erkek Cümlemize Cinsini Veren..

UYAN Ay’ı Gün’ünde Güneş Gibi Doğup, Damladan İlahlar Doğurup Yetiştiren,

UYAN Ninnilerle Uyutup, Öpücüklerle Uyaran..

UYAN Aşkına Nice Mecnunları Çöllere Salan..

 

UYAN Elini  Dilini Belini, Üç Eteğini Tutan,

UYAN Saçının Telini Kırklar Meydanında Süpürge Edip Çalan..

UYAN Çalışıp Kazanıp, Pişirip Getiren, Yedirip İçirip, Kaldırıp Götüren,,

UYAN Seni Kara Kefenlere Sarıp, Başını Kader, Kabe Diye, Kara Taşa Döndürenlere Karşı Eyle İSYAN..

 

UYAN ANA-dolum,, Dünya Dolum, Sevda Dolum, Uyan Dolu Dolu, Daha Daha Uyan..

 

UYAN Cennet Anaların Ayağı Altındadır Deyip, Seni Dünyada  Ayaklar Altına Alana,

UYAN Dünyanı Cehennem Eden, Karabaşlara Karşı, Bilinçle Dayan..

 

UYAN 8 Mart,  8 Köşe, 8 Kat,  Ol Ahret O’nun Olsun,,

UYAN Artık, Semaya Durup, Dünyada Cenneti, Kurma GÜNLERİN GELDİ..

 

Feramuz Acar /  6 mart 2009 /

Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu, başkanı