Yeter Artık, „ezber„lerden ve gaf‟lardan“ bıktık!!!  AABK Genel sekreteri, Bülent Ant

Mehmet Ali Erbil’in canlı programda 'Mum söndü mü yapıyoruz burada?' demesi gerçekten bir gaf”mı?

Hayır, bu bir gaf değil. Yüzyıllardır varlığını sürdüren ve kutsallaştırılmış bir miras gibi yaşatılarak günümüze kadar getirilen zihniyetin kendi nefretini, kinini ve çirkin iftiralarını tekrar-tekrar dışa vurmasıdır.

 Star TV'de 1995 yılında ''Turnike'' adlı programın sunuculuğunu yapan Güner Ümit, programın hamile kılığındaki hosteslerinden birinin ''Bebek kimden?'' sorusuna ''Babamdan'' karşılığını vermesi üzerine ''Sen kızılbaş mısın?'' demesi.

Star TV'de 2009 yayınlanan bir evlilik programında kendine eş adayı arayan 80 yaşındaki bir kişi, kendisinden küçük bir kadınla evlendirilmek istenince sunucuya su cevabı vermesi: "Ben Kızılbaş mıyım ki".

 Yine Star TV'de yayınlanan 'Çarkıfelek' isimli programda, Erzincan'a yapılan canlı bağlantıda Mehmet Ali Erbil'in ekranın kararması üzerine, ''Orada ne yapıyorsunuz, mum söndü mü yapıyorsunuz?" diye konuşulması .

Sorun Güner Ümit‘in ya da M.Ali Erbil‘in özür dilemesi meselesi değildir. Asıl mesele devletin burada takınacaği tavır ve tutumdur. Kendini ülkenin entellektüel sanatcısı ya da aydını diye ifade eden kişi ve kurumların koyacaği tavırdır.

 Son dönemlerde yaşadığımız bugün bu ülkenin başbakanı olan zat, Alevilerin canları, malları, namusları helaldir “ diyen Yavuz Sultan Selim„in Seyhülislamı barbar Ebu Suud ile gurur duyuyorum“ diyorsa, miting alanlarinda Alevilere her türlü hakaret ve tehtidileri savuruyorsa, başbakanın abisi olan dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan, "Aydınlık Türkiye İçin Bir Dakika Karanlık" eylemleri için "mum söndü oynuyorlar" diyebiliyorsa ve "Ehli sünnet dışı sapık mezhep„in karşılığında kitaplarda Kızılbaşlık“ yazılabiliniyorsa, bu ülkede bu tür insanlığa ve vicdana sığmayan bu ve buna benzer çirkin saldırılar azıtılarak elbette daha’da şiddetli bir durum olacaktır.

Sorun, kişiler‘den bağımsız zihniyettedir, anlayıştadır...

Amaç, ayrıştırmaktır, ötekileştirmektir...

Sonuç, kabullenmemektir, inkar ve yok etmektir...

M.Ali Erbil‘in, Ahmet Hakan‘in sundugu „Tarafsiz Bölge“ programinda „mum söndü“ cümlesi, Çocukluğumuzda kullandığımız bir laf“ demesi son derece düşündürücü ve üzerinde yoğunlaşılması gereken bir durumdur. Bu örnekten‘de anlaşılacağı gibi, asıl meselenin başlangıncının çok derinlerde yattığı gerçekliliği‘dir.

Aktörler değişse de zihniyet ve anlayış asla değişmemektedir. Geçmişde söylenenlere cahillik, bilinçsizlik, kendini bilmeyenler böyle demiştir diye savuşturma yapılırken, bugün tepki oluşunca‘da “valla billa ben böyle demedim, yanlış anlaşıldım” deyiverip geçiştirilmeye çalışılıyor. Yani hata hep başkaların’da, bizde oluyor. Yanliş yapan biz, yanlış anlayan‘da hep biz oluyormuşuz.

Asıl biz Alevilerin anlamadığı ve anlam veremediği durum, Türkiye devletinin, hükümetinin, ana muhallefetinin ve idari makamlarının, Alevilere yapılan bu saldırılar karşısında‘ki sesiz duruşudur.

 Hani bu ülke bir hukuk devleti idi? Kanun önüde herkez eşitti? Ayrımcılık yapılmıyordu? Hani Anayasanın 10 nuncu maddesi gereği; „Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır“ ilkesi vardı?

Devletin ve idare makamlarının, asırladır Alevilere yapılan bu kadar yazılı, sözlü ve fiziki saldırılara karşı hukusal önlem almayışı, sesizliğini koruyarak, dün olduğu gibi bugünde sehirci türbününden izleyici kalmasının izahı yapılamıyacağı gibi, ayrımcı davranışının son derece düşündürücü, kaygı verici ve vahim‘dir.

 Durum böyle olunca, asırlardır süregelen bu insanlık dışı Alevi-Kızılbaşlık düşmalığı, saldırıları ve iftiraları devam edecek ve Devletin resmi politikası halini alacaktır. Çünkü Devletin bu duruşu, Sünni toplumunun çoğunluğunun asırlardan beri bilinçaltına yerleştirilen işte bu zihniyeti, toplumda genetik rahatsızlık haline dönüştürücek ve süreçtede bu gibi saldırıları, kinleri, nefretileri arttırarak devam etmesini tetikleyecektir.

Derin devletin yaratmak istediği tek tip insan profilinin karşısında, farklılıkları kabullenen, içseleştiren, kendisi gibi düşünmeyen ve inanmayanlara tahmüllü olan herkesi daha da duyarlı olmaya davet ediyoruz.

 Devletin ve idare makamlarının sorumluklarını yerine getirerek, bu zihniyeti mahküm eden hukuksal ve eğitsel önlemleri almalarını taleb ediyoruz.

Her inanca gösterilmesi gereken hassasiyetin ve özenin, Alevilerede gösterilmesini istiyoruz.

Artik bu çirkin saldırıları kaldıramıyoruz. Bu kadar kirlenmişlik, bu kadar örnek: Hepside “gaf”. yeter artık?

 

Basın ve Kamuoyunun bilgisine.

AABK Genel Sekreteri

Bülent Ant

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu

Alevitische Union Europa e.V. (AABK)

Stolberger Str. 317- 50933 Köln -Tel.: 02 21/ 94 98 560 - Fax: 02 21/94 98 56 10

www.alevi.com info@alevi.com