PİR SULATAN ABDAL
Halk kültürümüz zengin bir maziye sahiptir. Bu kültürü nakış nakış işleyen destanlaştıran onu asırlara taşıyan Anadolu’da Şeyh Bedrettin, Seyyit Nesimi, Hallaç-ı Mansur, Kul Hikmet, Hüdai gibi isyancı ozanlardır. İsyancı geleneğin bir diğer halkasıda yüzyıllardır halkın gönlüne taht kurmuş halkın dili olmuş büyük bir ozan ,umudun, sevdanın, kavganın adı. Dünden bugüne köhne karanlıkları aydınlatan bir ışık Pir Sultan Abdal’dır. Pir Sultan Abdal 16. yüzyılda yaşamış bir halk şairidir. İçinde bulunduğu dönem Anadolu’nun siyasal ve toplumsal kargaşalıktan çalkalandığı Anadolu’da halk isyanlarının yoğun olduğu bir dönemdi. Osmanlılar bu baş kaldırılardan kurtulmanın yolunu Selçuklullar döneminde farklı düşüncelere inaçlara gösterilen hoş görüyü örnek olarak Ermeni, Rum vs etnik grupları uzlaştırıcı yasalar çıkararak kısa bir sürede olsa bu kargaşadan kurtulmayı başarmışlardır. Zaman içerisinde gittikçe topraklarını genişleten Osmanlı Devleti artan devlet giderlerini karşılamak için halktan ağır vergiler almaya başladı. Bu durum karşısında gittikçe zor duruma düşen halk yeniden isyan etti. Yeniden savaşlar ve başkaldırılar yaşanıyor, Osmanlılar zor bir döneme giriyordu. Otlukbeli savaşından sonra Osmanlı Devleti ile İran’nın arasının açılması süreç içerisinde Yavuz Sultan Selim döneminde Sunni-Alevi çatışmasına yol açmış ve Anadoluda da yaşayan binlerce Alevi katledilmiştir. Osmanlı Devletinin zorba ve katiamcı tutumu ve halka ağır vergiler yüklemesi halkın başkaldırısına neden olmuştu. Şeh Celali isyanları bunun örneklerinden biridir. Ezilen, aşağılanan halk Şeh Celali ile birlikte isyana başlamıştır. İsyan gittikçe dalga dalga yayılmış o dönemde Yozgat dolaylarında yaşayan Bozok Türkmenlerin de Osmanlılara baş kaldırmış bu ayaklanma kısa bir süre sonra Maraş, Sivas ve Mersin’e kadar yayılmıştır. Başlatılan bu ayaklanmayı bastırmak için Osmanlı hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman tarafından görevlendirilen vezir İbrahim Paşa isyanı güçlükle bastırmış halkı kılıçtan geçirmiştir. Evet Anadolu sık sık bu isyanlara sahne oluyordu bu gibi isyanlar mezhep kavgası olarak gösterilmeye çalışılsada sorunun temeli kurulu düzenin bozukluğuydu. İşte kısa özetlediğimiz gibi Pir Sultan Abdal böyle bir dönemde yaşadı. Kıtlıkları, kıyımları gördü sazıyla sözüyle çağının tanıklığını yaptı halka öncülük yaptı. Aydınlatmaya çalıştı. Pir Sultan Abdal Anadolu’nun kıyımlarla çalkalandığı bu dönemde bulunduğu yerde kapanıp kalmadı halkın sorunlarıyla ilgilenmeye başladı. Halkın davasına omuz verdi halkın çarpan yüreği haykıran sesi oldu. Kıyımlardan va yoksulluktan çaresiz kalan halka sazıyla sözüyle öncülük etti. Pir Sultan Abdal tekke yada tarikat şairi değildir. O şiirlerini halkın düzenini gerçekleştirmek için kullanmış kavgacı ve isyancı halk şairidir. Yaşadığı dönemin ve günümüzün gerçekliğinin en büyük tanığıdır. Dönmedi yolundan ecel fermanı boynuna takıldığından sonrada emeğin ve onurun sözcüsü oldu. Davasını bizlere miras olarak bıraktı. Halkın haklı davasına omuz verdiği ve OsmanlıDevletinin çıkarlarına ters düştüğü için katledildi. Her kültürün sınıfsal özü vardır. Pir Sultan Abdal halk kültürünün simgesidir. Halkın davasının içinde yetişti. Ham madddesini halktan aldı. Her kültür bir toplumun ideolojik yanşımasıdır. Pir Sultan Abdal’nın yarattığı kültür anti-feodal ve bilimsel bir kültürdür. Zulme haksızlığa karşı savaştı onun sözü güzellik kavga ve başkaldırıdır. Pir Sultan Abdal halk hareketidir. Dili, halk dili anlatımı berrak ve akıçıdır. Sınıfsal özü itibariyle devrimcidir. Pir Sultan Abdal yanlız halk şairi tanımlamasının dışında tarihsel diyaletik açıdan sınıf mücadelesinin devrimci önderidir. Pir Sultan Abdal’da kavramla nesnenin nasıl bütünleştiğini ayağa kaldırdığı kitlelerin yönelişinde görebiliriz. Feodal bir düzenin ve dolayısıyla padişahın sarsılmaz oteritesine başkaldırıdır. Sınıf mücadelesi için önemli bir tarihsel mirastır bu tarihsel birikimi sosyalist düşünce ve onun örgütlü yapısında somıutlaştırarak doğruya, iyiye, güzele yönelimi bu temalarla birleştirirerek nesnel gerçekliğe ulaşa biliriz. Pir Sultan Abdal halkıyla kaynaşıp onların dilini anlayarak nesnel gerçekliği görerek sazını, sözünü bu dorultuda geçmişten bugüne taşımayı başarmıştrı. Onun sesi karanlıkları aydınlatan bir meşale halkın mistik ve estetik özelliklerini bağrında taşıyan hayatın bağrından fışkıran gürül gürül akan bir pınardır. Yüzyıllardır susmayan bu çığlığın devamıyız. Baskının, zulmün olduğu her yerde başkaldırı vardır.
22/03/2010 BARIŞ AYDIN / PARİS