12 haziran 2011 Milletvekili Seçimleri dolayısiyle parti liderlerinin ve milletvekili adaylarının yaptıkları seçim propagandaları ve icraatları, tüm Türkiye halkını derinden tedirgin eden, üzen ve ürküten bir hal almıştır.
Orantısız imkanlarla birbirleriyle yarışan milletvekili adayları, seçmenlerin oylarını alabilmek ve milletvekili seçilebilmek için tüm güçlerini kullanmaktadırlar.
Acı gerçek şu ki ; seçim öncesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Kürt vatandaşlarımızın demokratik taleplerini Meclis gündemine alıp tartışmamasının bedelini, tüm vatandaşlarımız manevi ve maddi olarak şimdiden ödemektedirler.
Yeni bir anayasa ile halklarımızın ve haklarımızın Meclis’e tam yansımasını sağlamak, düşünce-fikir ve ifade özgürlüklerini sağlıyarak demokratik ve eşit koşullarda tereddütlere mahal bırakmayacak bir şekilde seçimlere gitmek ; 88 yıldır devlet olmuş Türkiye’mizin hakkıdır .. diye düşünüyordum.
Bu hakkı, Türkiye halkına çok görüp vermeyen kişi-kurum-kuruluş-odak yada yetkisi olan otoriteleri burada şiddetle bir defa daha kınadığımı ifade etmek istiyorum.
Amerkadaki Boğa Piyasalarına bakmaya alışmış olan hükümet, öküzün altında buzağı aramaktadır.
Halbuki resimde de gördüğünüz gibi, öküzün altına elini atanlar buzağı değil, (afedersiniz) , öküzün taşaklarını bulacaklardır. Çadırlara da amerikanvari el atanlar, farklı bir şey bulamıyacaklardır !
Çadırlara adam gibi oturanlar ise, diyaloglarını geliştirip, sorunlarına demokratik çözümler bulacaklardır.
Aşağıda yazdığım şiirde de belirttiğim gibi ben sorunu veya suçluyu, çadırda veya çadırdaki halkların, haklarında aramıyorum.
Bir ülke devletiyle, değişik dil ve kültürlerden müteşekkil, halklardan oluşabilir. Bu halklara devletlik yapacak olan devlet, şayet o halkların birarada yaşama arzuları var ise ; onların barış içerisinde ve eşit koşullar altında ayırım yapmaksızın bir arada yaşamalarını teessüs etmek mecburiyetindedir.
Hiçbir halk, devleti tarafından koyun yerine konulmak ve devleti tarafından yok sayılmak ve kimlikleri değiştirilmek istemez. Dünyanın hangi ülkesinde yaşarlarsa, yaşasınlar halklar ; barış içerisinde, kimliklerini koruyarak assimile olmadan, yan-yana ve birlikte, devletinden eşit muamele görerek, yaşamak istiyor.
Bu değerlendirmelerim ışığında,
’’yaşasın halkların barış içerisinde, eşit koşullarda birarada yaşama arzusu’’ diyor ve halkımızın; seçimlerde rehavete kapılmadan aklıyla hareket edeceğini, fevri hareketlerden kaçınarak şiddet içeren hareketlerden uzak duracağını ümit ediyorum.
Bakın, Çadır ne olur ?
Çadırı mahkum etti, karar veren yürütme,
Baskın yapıp toplattı, demokratik çürütme,
Kürtler çözüm arıyor, meseleyi büyütme !
Çadırlar hep Kürt olur, Meclis görev yapmazsa !
Halkın iradesi, yansımıyor Meclis’e,
Seçim barajlarıyla, gidiyor hep tersine,
Yasalar eşit olsun, Türk’ü, Kürt’ü hepsine,
Çadırlar çözüm olur, Meclis görev yapmazsa !
Devletin dili çoktur, nedenmiş tek dil olsun ?
Kürtçe dili katil mi ? neden ilmi boğulsun ?
Konuşan bir halk varsa, diliyle hayat bulsun.
Çadırlar Meclis olur, Meclis görev yapmazsa !
Fikir suçu da neymiş ? siyasal olduk mahkum,
Serbest olsun ifade, özgürlük dolsun ufkum,
Basılmayan kitabı, toplatmaya ben yokum,
Çadırlar okul olur, Meclis görev yapmazsa !
Deprem mi var poliste, asker kodeste diye ?
Panzerden, polisten, sokak döndü kediye !
Operasyon, baskınlar.. şiddet yapıyon niye ?
Çadırlar cephe olur, Meclis görev yapmazsa !
Bu çadır, çuval değil ! Suçlu gibi girilmez,
Çözümü zorlaştırma, başımıza geçrilmez,
Tekleyerek tükendin, arkandan da gidilmez,
Çadırlar korku olur, Meclis görev yapmazsa !
Birarada kardeşçe, eşit ve dostça yaşa,
Üstün olmayı bırak, Allahmısın ki haşa !
Bir dünya insanı ol, baltayı vurma taşa,
Çadır sevgi olur, Meclis görev yaparsa !
Tüm çadırların, sevgi, barış ve çözüm çadırı olması dileğiyle, okuyucularıma selam, sevgi ve saygılar..
26.nisan 2011
Feridun Hayati Ünüvar

