Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu

 

 

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) kanalı ile

TC hükümeti ‘’ALEVİ ÇALIŞTAYına’’ görüşlerimiz..

 

 

Bugüne kadar Türkiye’de hiç bir siyasi iktidar, Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inanç toplumunun taleplerini ciddiye almamıştır.. Özelikle  2 Temmuz 1993’ten bu yana, Türkiye ve Avrupa’da, Alevi kurumlarının sürdürdüğü mücadele sonucu,, Türkiye’de Alevilik sorunu, iktidarların artık MUTLAK çözüm üretmesi gereken bir konu haline gelmiştir.  

Son TC, AKP hükümetinin bugüne kadarki  sözde ‘Alevi açılımları’ Alevilik sorununa bir açılım sağlamamıştır..  Aslında ortada hiç bir ‘’açılım veya çalıştaya’’ gerek yoktur,, Alevilerin yasal verilmesi gereken hakları vardır.. Yinede yiğidi öldür, hakkını yeme,, AKP hükümetinin Alevi sorununa bir çözüm getirmek için başlattığı son ‘’Alevi çalıştayını’’  olumlu buluyor, Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu (DABF) olarak bağlı olduğumuz AABK (başkanımız Turgut Öker kanalı ile), DABF hakkında genel bilgi ve Türkiye’de Alevilik konusunda aşağıdaki görüşlerimizi iletiyoruz..  

 

1. Danimarka’da (DK) Alevi örgütlenmesi:

Yüzyıllardır Türkiye’de olduğu gibi, DK’da da Aleviler 1970 yıllardan bu yana,, DABF kuruluna kadar, şu veya bu şekilde inanç ve kültürlerini (korkudan ve yasak olması nedeniyle) gizli olarak sürdürmüştür..  2 Temmuz 1993 Sivas katliamının etkisiyle, 1994’te Danimarka’nın Aarhus şehrinde,,Hacı Bektaş Kültür Dayanışma Derneği adı altında,, DK’da  ilk resmi Alevi derneği kurulmuştur.. Daha sonra bu dernek DK çapında  örgütlenip Danimarka Aleviler Birliği ismini almış,, yerel Alevi derneklerinin kurulması ile,, Kasım 1999 yılında,, Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu (DABF), kurulmuştur. 

 

2. DABF ve Danimarka’da Alevilik.

DABF’nin araştırmasına (Alevi sayımına göre,, kimliğini gizleyenler olabilir) Danimarka’da, tahminen 4 bin Alevi kökenli/kimlikli insan yaşamakta.. DABF şu an DK’da Alevilerin çoğunlukla yaşadığı,  7 şehirde, (Randers, Aarhus, Hedensted, Odense, Salgelse, Ringsted, Kopenhag/Bröndby) belediyelerinde Alevi Kültür Merkezi  (AKM) olarak örgütlüdür.. Ayrıca Tüzüğü gereği bu kurumlar altında, ve bunların üst merkezi,, ‘’inanç kurulumuz’’ ve ‘’DK Alevi Geçlik’’ örgütlenmemiz vardır. Cenaze taşıma vs. hizmetlerimizi bağımsız ‘’ER-Der’’ ile birlikte yürütmekteyiz.   DABF’nin DK’da  bunun dışında 18 yaşından yukarı 50 üyenin olduğu 1-2 şehirde daha Alevi derneği  (AKM) kurma olanağı vardır.. Buralarda yaşayan Alevilerin bazıları da yine,, en yakın DABF bağlı AKM üyedir.. Özet olarak DK’da kendine Aleviyim diyen,, her 3 kişiden biri,, (Alevilerin %33’ü) DK Alevi toplumunun DABF bağlı AKM’lerin üyesidir..  Dünyada Alevilerin en yüksek örgütlenme oranının DK’ olduğunu söyleyebiliriz..  DK’da DABF dışında resmi olarak onaylanmış, başka Alevi inanç toplumu, kurumu yoktur...

 

3. DABF ve Danimarka Alevi inanç toplumunun özelliği:

DK yasalarına göre, kendine özgü, tanrı anlayışı, ikrar-namesi, ibadet şekli, etik kuralları, belirli sayıda cemaatı ve sorumlu tutulabilecek demokratik kurumları olan inançlar, başvuru üzerine, resmi inanç toplumu olarak kabul edilmektedir. DABF Alevi inancının özeliklerini belirleyip, DK resmi makamlarına başvurarak, 2007 yılında Aleviliği DK’da kendine özgü inanç toplumu olarak resmen kabul edilmiş ve DK’da diğer inançlara tanınan aşağıdaki yasal eşit hakları elde etmiştir.

 

1.      Yasal güvence, koruma hakkı.

2.      Yeni kanun tasarılarında söz hakkı,

3.      Pir (dede ana zakir) getirme, oturuma çalışma izini alma hakkı,

4.      Resmi nikah kıyma hakkı,

5.      Mezarlık yeri alma hakkı,

6.      Bazı fonlardan maddi yardım alma hakkı,

7.      Vergi indiriminden yararlanma hakkı (inanç vergisi),

8.      Okullarda Alevilikle ilgili genel eğitim verilmesi.

 

DABF olarak bu haklarımızdan ihtiyacımız oranında yararlanmaya başladık. Danimarka’da Aarhus şehrinden başlayarak, tüm Alevi Kültür Merkezlerimizin bulunduğu şehirlerde toplumumuzun ihtiyacına göre yeni AKM-cemevleri yaptırma veya satın almaya başladık. Ayrıca okullarda Alevilik dersi verecek öğretmenlerin eğitimi, ihtiyaca göre cem-evlerimize dede/ana göreve getirilecektir.

 

Dünyada belki ilk defa Alevi toplumu bu düzeyde yasal haklara sahip olmuştur.  DABF’nin Danimarka’da elde ettiği haklar genelde tüm Avrupa Birliği ülkelerinde aynıdır.. Avrupa’da AABK’na bağlı diğer Alevi federasyonlarımız da bulundukları ülkelerde, resmi makamlara başvurarak bu hakları elde etmeye başlamıştır. Avrupa bBrliği ülkelerinde çeşitli düzeylerde LAİKLİK uygulaması vardır, fakat tüm ülkelerde kanun önünde eşitlik, yani resmen kabul edilen tüm inançlara nispeten aynı yasal haklar tanınmaktadır.

 

4. Türkiye ve Aleviler:

Aleviliğin anayurdu Türkiye’de, Alevi inancının halen resmen tanınmamış, eşit haklar verilmemiş olması, Türkiye’de ki gelmiş geçmiş siyasi iktidarların ayıbıdır. 

Türkiye’de inanç konusunda en önemli sorunun: Türkiye’de gerçek anlamda laiklik ve inanç özgürlüğünün olmayışıdır.  

 

a)     TC laik değil, laik olmalıdır. 

TC kurulalıdan buyana, devlet özelikle sadece (Sünni) İslam inancını maddi manevi olarak desteklemiş, din işlerini devletten ayrı tutulacağına, tam tersi, dini bir devlet kurumu haline getirmiş, belirli bir inancın dini görevlilerine maaş bağlamış,, okullarda zorunlu İslam dersi verip, vatandaşların nüfus kütüklerine direk ‘’Dini İSLAM’’ yazmaktadır.. Bu ‘’devlet dini’’ uygulamalarından, zaman zaman Sünni vatandaşlarda rahatsız olmuştur. Bunlar laiklikle, inanç özgürlüğü ile bağdaştırılamaz. 

 

Devlet din işleri, ‘’Diyanet kurumu’’ kapatılmalıdır. Dini konularda laik yasalar olmalı. İnançlar bu yasal çerçeve içinde, devletten bağımsız olarak faaliyetlerini yürütmelidir.. İnançları yasal olarak denetleyecek bir kurul olmalı. Bunun dışında TÜM İnançlar faaliyetlerini, devletten (zorunlu vergiden pay almadan) kendileri karşılayıp yürütmelidir..  

(Bu konuda siyasi çoğunluk / ittifak sağlanamazsa) isteyenin, kişisel olarak gidip kendi inandığı inanca,, inanç vergisi verme olanağı sağlanmalıdır..  İnanmayanlar veya başka inanca mensup olanlar, belirli bir inanca vergi vermek zorunda bırakılmamalıdır. Nüfuz cüzdanlarından din hanesi tamamen kaldırılmalıdır.

 

b)     Türkiye’de devlet ve Sünni inanç toplumu 85 yıldır Alevilere borçludur.

TC kurulalıdan buyana, Dinli dinsiz tüm vatandaşlarından (Alevilerden de) aldığı zorunlu vergiden, devlet din işlerine, (Sünni) diyanet kurumuna bütçe ayırmış, fakat Alevi toplumuna inançsal anlamda yardımda bulunmamıştır..

 

-          Bu nedenle Türkiye’de Aleviler, devlet ve Sünni inanç toplumunda, 85 yıldır alacaklıdır. TC’de Alevilerin hakkı yenmiştir. Türkiye’de inanç konusunda eşitliğin sağlanması için her şeyden önce bu hakkın, 1/3 oranında geri ödenmesi gerekir.. Buda Türkiye’de bakanlıklardan fazla bütçeye sahip diyanetin, (devletin dini konulara ayırdığı) bütçeyi  artırarak değil.. Devletin bugüne kadar Sünni inanca verdiğinden alınıp Alevi inancına (kurumlarına) geri aktarılmalıdır.. Alevi kurumları bunu ihtiyaçları doğrultusunda cemevi yapımı, dede/analar ücret vs. kendi istedikleri gibi kullanmalıdır.

 

c)     Türkiye’de Alevi inancı ve Cemevleri resmen tanınmalıdır.

Türkiye’de Alevilik resmen, kendine özgü bir inanç olarak tanınmadan, hukuken cemevleri ve Alevilerin diğer eşit hak ve istemleri tanınmaz. Bir inancın ne olup olmadığını ancak inanç mensupları kendi kurumları tanımlar belirler. Hukuk devletinin görevi,, bir inancın, kendine özgü tanrı anlayışı, ibadet şekli varsa, etik ve uygulamasında insan/toplum sağlığını, tehdit edecek bir unsur yoksa ve şiddet içermiyorsa, o inancı, inanç sahiplerinin tarif ettiği gibi onaylamaktır.. 

Diyanet kurumu, bazı inanç çevreleri, kişi ve kurumların,, Alevilere siz Müslüman değil misiniz, İslam’ın içinde misiniz, dışında mısınız, gibi saçma soru sorma, dayatma hakkı olamaz. Bu yaklaşımlar, misyonerci asimilasyoncu, yaklaşımlardır.  Dünya var olan tüm inançlar birbirinden etkilenmiştir, birbirinden alıntıları, içinde dışında oldukları yanlar vardır..

Bir inancı kendine özgü bağımsız yapan o inancın somut uygulanan inanç pratikleri (ritüelleri) ibadetidir. Alevilerin inanç ve ibadeti Cemleri vs. dünyada eşi benzeri yoktur, ve bilinen Sünni - Şii İslam’dan tamamen farklıdır, bunu görmeyen veya görmek istemeyen ‘’bilinçli kördür’’. Alevi kurumlarımızdan başka kimsenin inancımızı tarif etme vs. hakkı yoktur.

Aleviler Alevi kurumları kendini nasıl tarif ediyorsa, o şekilde inanç toplumu olarak resmen kabul edilmelidir, ve var olan yasaların diğer inançlara tanıdığı haklardan Alevilerde eşit şekilde yararlanmalıdır, bununla birlikte cemevleri vs. yasal statüye kavuşturulmalıdır..  Alevi kurumları Alevilik tanımı istemleri konusunda hemfikir değil gibi yaklaşımlar,, işi yokuşa sürmektir.. İslam dünyasında yüzlerce farklı yorum mezhep tarikat vs. vardır.. Alevilikte de birkaç yorumun olması doğaldır, bu Alevilerin kendi iç sorunudur başkasını ilgilendirmez, Alevi inancını ilkelerini cem ibadetini uygulayan Alevi kurumudur...

                     

d)     Zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır.

Okullarda belirli bir dini inancın eğitim verilesi, insan hakları ve eşitlik ilkesine, inanıp inanmama özgürlüğüne aykırıdır..  

Okullarda din/ahlak dersleri (eğitimi) seçmeli olmalıdır. Verilecek olan bu seçmeli derslerde genel olmalı.. Budizimden İslam Yahudiliğe, Alevilik vs. tüm dünya dinleri ve inançlarını, aynı oranda içermelidir. Bunun dışında dini eğitimi, her inanç kendi kurumları altında vermelidir, ve masrafını da, her inanç kendi karşılamalıdır...

 

e)     Madımak Müze olmalı, Hacıbektaş vb. dergahlarımız Alevi kurumlarına verilmeli, Alevi köy ve mahallerinden camiler kaldırılmalıdır..

35 Canımızın, din adına diri, diri yakıldığı, Sivas Madımak Otelinin, bu gibi olayların bir daha yaşanmaması, unutulmaması için, halen anıt / müze haline getirilmemesi insanlık ayıbıdır.

Madımak devlet tarafında kamulaştırılıp anıt/müze haline getirilmelidir.

 

Aynı şekilde Alevilerin inanç merkezi ‘’Hacım Beş-taş’’ diye ziyarete gittikleri, Hacıbektaş dergahına Alevilerin, bilet alarak (para ödeyerek) girmesi, tüm etik kurallara ve inancımıza aykırıdır..  

Osmanlı sultanının Hacıbektaş dergahı içine diktiği Cami,, ve aynı şekilde TC devletinin, Alevi köy ve mahallelerine diktiği camiler (en azından minareleri)  devlet tarafından sökülmeli, cami statüsünden çıkarılmalıdır (Buralarda okunan ezan vs. yersizdir ve Alevi toplumunu gereksiz yere rahatsız etmektedir).... Bu araziler mekanlar  ve Hacıbektaş Dergahımız Türkiye Alevi Bektaşi  Federasyonumuza (Alevi kurumlarımıza) verilmelidir.

 

DABF adına  başkan

 

Feramuz Acar