Dergâhta BİRLİK Toplantısına DABF’den Görüşler. 

 

Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu olarak, Serçeşmemiz Hacı Bektaşi Veli dergâhı Postnişinimiz Veliyettin Ulusoy pirimizin, Alevi-Bektaşi inanç birliğimizin oluşturup, kurumlaşması için başlatmış olduğu girişimi ve 10-11 Eylül 2011 tarihli ‘’ Dergâhta Birlik’ toplantısına katılan, girişimi destekleyen tüm Alevi Ocakları, Pirleri kişi ve kurumları selamlıyoruz.

-Yüzyıllardır baskı ve katliamlara uğrayan, varlığı kabul edilmeyen, tekke ve zaviyeler kanunu ile yasaklanan, Asimile edilmeye çalışılan, köyden şehre ve yurt dışına güçle, gelenekse bağları dağılan, kendi kendine çeşitleşen ve çelişkileşen,

- Ayrıca hem devlet, hem hâkim inanç, hem çeşitli çevrelerce bölünüp parçalanıp kendi Alevisini yaratma çabaları, Alevi kurumları arasındaki yapay rekabet,

- Dede/Ana Pirlerimizin eğitim yetersizliği ve maddi olanaksızlığı, vs. tüm bunlar inanç yapımızın örgütlenmemizi yeniden çağdaş bir şekilde derlenme ve bir çatı altında birlenmeyi zorunlu kılmaktadır.

 

2 Temmuz 1993 Sivas katliamının ardından filizlenen Alevi öğütlenmesi, 18 yılda öneli gelişme göstermiş, Bugün Türkiye’nin Dünyanın dört bir yanında Alevi dernekleri, Federasyonları, cemevleri, yayın kuruluşları oluşmuş. Bazı ülkeler Alevilik inanç toplumu olarak resmen kabul edilmiş, bir dizi yasal haklar elde edilmiştir. 

Türkiye’de Alevilerin son yıllarda dile getirdiği 15 yasal hak ve taleplerine baktığımızda,  18 yılda verilen zorlu mücadele sonunda,  TC AKP hükümeti Alevi Açılımı yapmak zorunda kalmıştır. Fakat somut olarak 18 yılda ancak Madımak Oteli kamulaştırabilmiş, fakat halen istenilen Utanç Müzesi haline getirilememiştir.  Alevilerin sorunlarını ve çözümünü 2 boyutludur. Aleviler 2 ayağı üzerinde durmalıdır.  Birincisi HBV dergâhımız etrafında içe dönük inançsal birlik ve yapılanmanın sağlaması. İkincisi örgütsel birliğin sağlanıp, siyasi dışa dönük ihtiyaç, hak ve talepleri karşılamak için mücadele verilmesi.

AKP Alevi çalıştayı sonuç raporu, istemeyerekte olsa bir Alevilik sorunu olduğunu, Aleviliğin kendine özgü bir yapısı olduğunu kabul ediyor. Fakat Alevilerin hiç bir hak ve talebine cevap verecek bir yaklaşım sergilemiyor.  AKP hükümeti zaman kazanıp, kendi Alevisini yaratarak, Aleviliği kendi Sünni-Şii İslam anlayışının içine sığabilecek bir kılıfa sokmaya çalışıyor. Muhalefet partilerinin de Alevilerin hak ve taleplerine eğilmedikleri görünmektedir.

 

AKP’nin Alevi raporda çokça dile getirilen çok önemli kilit bir nokta var, oda Aleviliği Tanımlanması ve Tanıması konusu.  Avrupa’da ve dünya genelinde, bir inancın resmi olarak bir devlet tarafından kabul edilip tanınması, yasal haklara kavuşup korunması için. O inancın kendini, tanrı anlayışı, ikrar namesi, kaynakları, etik kuralları, somut ibadetleri, inanç önderleri vs. ile kendini tanımlaması, var olan başka inançlardan farkını ortaya koyması gerekiyor. Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu olarak, Alevi-Bektaşi inancımızın temel esaslarını belirleyip/tanımlayıp, Danimarka makamlarına başvurarak, resmi inanç toplumu olarak kabul edildik ve bugün dünyada hiç bir Alevi toplumunun/kurumunun elde etmediği yasal hakları elde ettik.  Türkiye’de bu tanımlama ve başvuru halen yapılmamıştır. Yol bir sürek bin fakat bir ana çizgi olması gerekiyor. Anlayana AKP çalıştay raporu açık, açık ortak bir Alevilik inanç tanımı yok diyor. Devletin veya Hâkim inancın Alevi inancını tanımlamasına herkes karşı. Fakat Alevi kurumları/ temsilcileri arasında ortak bir Alevilik tanımı olmadığı bu konuda tartışmanın kilitlendiği dile getiriliyor. Raporda açıkça her Alevi Kurumu bir şey söylüyor, Aleviler inancını açıkça tanımlasın denilmekte.  Genel bir tanımlama yapılması, ayrıca gereksiz yere sürmekte olan İslam içi-dışı, yol- soy gibi tartışmaların, ayrışmalarında önünü kesecektir. Alevi-Bektaşi inancımızın bilinen Sünni-Şii İslam’dan ayrı kendine özgü bir İslam yorumu vardır. Pirlerimiz hem soydan, hem yoldan gelmiştir, fakat ancak eğitimli bile olanlar, yol erkân yürütmüştür, bundan sonrada ancak eğitimini alanlar yol erkân yürütmelidir.  Bu nedenle;

 

  1. DERGÂHTA BİRLİK toplantısına atılan tüm ocaklar, dedeler, inanç kurulları, Alevi dernek, federasyonların vs. Bir belge imzalayarak HBV Dergâhına bağladıklarını deklere etmelidir.
  2. Alevi Ocak Pirleri ve araştırmacı yazarlardan bir kurulu oluşturup en kısa zamanda, Alevi Bektaşi inancını genel hatları ile ÇAGDAŞ bir şekilde tanımlayan 40-50 sayfalık bir rapor hazırlamaları. Buda ‘’Dergâhta Birliğe’’ katılan tüm Alevi ocakları, pirleri ve kurumlarınca imzalanıp, Aleviliğin resmi olarak tanınması için TC makamlarına resmi ortak bir başvuru yapılmalıdır.
  3. Alevi ocak dede/ana pirlerinin listesi çıkarılıp, bunlar arasından 40 kişilik bir inanç üst kurulu (40lar) meclisi oluşturulmalı. Alevi-Bektaşi inancımızın en üst ve yetkili bağlayıcı İNANÇ makamı bu kurum olmalıdır. Çalışmalarını ‘’ kırkıda, birde BİR’’ prensibi ile kolektif yürütmelidir.
  4. İnançla ilgili, var olan tüm dede/ana Pirlerin genel bir eğitime tabi tutulup hizmet belgesi ‘’ehliyet almalı’’ ve Cem evlerimizde derneklerimizde, CENAZE hizmeti dâhil tüm inanç hizmetlerini,  sadece Dergâha bağlı bu ehliyetli pirlerimiz vermelidir, inanç konusunda söz sahibi ve yetkili olmalıdırlar.  Alevi kurumlarımız kendi topladıkları gönüllü ‘’inanç vergisi’’ ile Pirlerine hakkullah/maaş vermelidir.
  5. İleriye yönelik,  toplumumuza İnanç hizmeti sunacak ve kurumlarımıza da Alevilik dersi vs. verecek, soydan ve yoldan gelen, tüm dede/ana Pirlerimizi yetiştirecek akademik bir okul Hacıbektaşta, onun bir, bir şubesi de Almanya’da açılmalıdır.

 

İkincisi örgütsel birliğin sağlanıp, siyasi dışa dönük ihtiyaç, hak ve talepleri karşılamak için mücadele verilmesi.

Bozatlı Hızır da olsa, dede analarımızın hem inanç hizmeti vermeleri, hem kurum yöneticisi başkanı vs. olması uzun sürede mümkün değil, doruda olmaz.   

Cemevleri/kültür merkezlerimizin yapımı, bakımı, günlük açıp kapanması, tamiri, saz, semah, diğer eğitim kursları, diğer sosyal kültürel faaliyetler, bunların finansmanı, üyelerin/taliplerin çeşitli ihtiyaçlarının giderilmesi, insani yardım faaliyetleri, vs. Ve yüzyıllardır verilmeyen haklı taleplerimizin alınması, inancımızın resmen kabul ettirilip Anayasal güvenceye kavuşturulması için, siyasi partilerden bağımsız mücadele verilmesi.  Bu arada inanç, birliği, eğitimi, kültür, haberleşme vs. açısından güçlü içerikli bir Alevi medyası.  Bunların hepsini dedeler yapamaz, altından kalkamaz, kalksa idi bugüne kadar bu sorunları aşardık.  Bu nedenle inanç örgütlenmemizin bir parçası olarak, demokratik dernekler federasyonlar bu işleri yapmalıdır. Tüm Derneklerin, federasyonların tüzükleri amaçları isimleri standartlaştırılmalıdır.    

 

Alevi inanç ve kurusal siyasi örgütlenme için hangi model seçilirse seçilsin, ekonomik altyapısı oluşturulmadan, bu faaliyetleri kalıcı bir finansmanı sağlanmadan fala yol alınamaz.  İnancımız RIZALIK (gönüllülük) üzerine kurulu ve Laikliği savunuyoruz, Devlet diyanetine, inançların zorunlu vergiden finanse edilmesine karşıyız. Bu nedenle inançsal, kurumsal/örgütsel vs. giderlerimizi öncelikle kendimiz gönüllü yardımlardan karşılamalıyız.  Bu nedenle kendine Aleviyim diyen ve kurumlarımızda hizmet alan herkes merkezi bir hesaba, yıllık sabit bir ‘’inanç vergisi’ yardım ödemelidir. 

Bunu belirli bir yüzdesi merkezi harcamalara pirlerin maaşlarına ayrılmalıdır, kalanı yerel kurumların (derneklerin) zorunlu giderlerini karşılamak için,  üye sayısına göre yerel kurumların hesaplarına otomatik olarak aktarılmalıdır.  Yerel kurumlar ayrıca başka gelir kayanları oluşturarak, var olan yardım olanaklarından yararlanarak gelir / giderlerini karşılamalıdır.  

Dergâhta Birlik toplantısında ve orada oluşturulacak komisyonlarda bunların detayları konuşulup, gelen başka önerilerle birlikte bir karara bağlanmalıdır.    

Alevi toplum ve kurumları olarak, TC devleti ve hükümetinden istediğimiz hak ve taleplerimizi netleştirip, tüm kurumlar olarak arkasında durmalıyız. Ayrı, ayrı taleplerle yetkililere gitmemeliyiz. 

 

1.       Alevilik müstakil bir inanç olarak, resmen tanınıp, Anayasal güvence altına alınacak.

2.       Devlet Dinayet Kurumu kaldırılıp,  her inanç kendi kendisini yönetecek ve finanse edecek şekilde özelleştirilecek.

3.       Devlet ve din işleri tamamen, bir birinden ayrılacak.  Kamu kurumlarında ki ibadet yerleri kaldırılacak.  İnsan sağlığı ve genel ahlaka aykırı olmamak şartıyla, inan, inanmayan herkes, inancını özgürce yaşayacak.  Türkiye Cumhuriyeti devleti gerçek anlamda laik olacak.

4.        85 yıldır zorunlu vergiden, Diyanete aktarılan, Alevilerin vergi payı, Diyanetten alınıp Aleviler kurumlarına geri ödenecek.

5.        Zorunlu din dersleri kaldırılacak. Tüm inançları kültürleri tanıtan, müfredatı ilgili inanç toplumlarınca onaylanmış seçmeli bir tek  ‘din ahlak’ dersi olacak. Diğer özel inanç eğitimini her inanç kurumu kendi, kurumunda verecek.

6.       Cemevlerine de, diğer inançlarda olduğu gibi, inanç merkezi, ibadethane statüsü verilecek.

7.        Alevi köy ve mahallelerine, CAMİ yapımı durdurulup, yapılan camiler yıkılacak.

8.       Hacıbektaş dergâhımız inanç hizmetine açılacak. Dergâhtaki cami kaldırılıp,  dergâhın/müzenin yönetimi, Alevi toplumu ve kurumlarının en üst inanç merkezi olan HBV dergâhı / postnişinliğin denetimine verilecek.

9.        21 Mart Nevruz, 6 Mayıs Hıdrellez, 10 Ekim Aşure günü, ücretli resmi tatil ilan edilecek.

10.     Nüfuz cüzdanlarından ve benzeri resmi belgelerden, din hanesi tamamen kaldırılacak.

11.     Türkiye Cumhuriyeti yasa ve uygulamalarında, okul kitaplarında vesaire Alevileri ve başka inançları, rencide eden uygulamalar kaldırılacak.  

12.    Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi, Alevi katliamı sorumluları ve 12 Eylül darbecileri yargılanıp cezalandırılacak.

13.    2 Temmuz 1993’te, 35 canımızın canlı, canlı yakıldığı, Sivas Madımak Oteli UTANÇ müzesi yapılacak.

14.    12 Eylül Anayasası ve tüm anti demokratik, yasalar, %10 seçim barajı kalkacak. İşçilerin emekçilerinin iş, örgütlenme ve sosyal güvenliğini sağlayan, eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik yeni bir anayasa yapılacak.  Politik tutuklu ve hükümlülere genel af çıkarılacak.

15.    Kürt ve diğer azınlık halkının özgürlük ve özerklik hakları tanınacak.  Din ve Milliyet konusu, barışçıl yoldan çözülüp, özgürlük anayasal güvence altına alınacak,  toplumun siyasetin gündeminde düşecek.  

 

Anadolu’da insanlar, artık ezmeden, ezilmeden, ‘’dünyada cennet’’ insanca mutlu yaşayacak. Amacımız bu.

Yüzyıllardır (Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti) iktidarlarınca, inamcımızın tanınmaması, Alevi toplumu olarak uğradığımız katliam baskı asimilasyon ve Sivas katliamından bu yana 18 yılda 15 talepten sadece 1 talebi onu da yarın 1/2 olarak elde etiğimizi dikkate alırsak,  bu gidişle ancak 540 yıl sonra bu hak ve taleplerimizi kazanabiliriz.  Bu Alevi toplumuna reva değildir, dert bizde derman ellerimizde.   Bu ‘Dergâhta Birlik’ toplantısından, İnanç ve Örgütsel Birlik sağlanmadan, kimse oradan ayrılmamalıdır. Birliğe yanaşmayan hiçbir kişi veya kurum bundan sonra Alevi-Bektaşi toplumu adına hareket etmemelidir. Bu haklarımızı elde edebilmek için, önümüzdeki yeni Anayasa sürecinde vs. HAK mücadelemizi daha başka boyuta yükseltmemiz, gerekirse yeni ittifaklar oluşturmalıyız, milyonları sokağa dökmeliyiz,   meşru eylemi denemeliyiz,  yeter artık HAKımız almalıyız…

 

Halımızı HAL, Yolumuzu YOL

Her Çiçekten BAL Eyleyelim

Arıya, Aliye, Ulu DERGÂHA

Saysınlar BİZİ.

 

Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu

9.9.2011