ÖLEMEZLER.. !

Necmettin hoca efendi vefat etti . Allah rahmet eylesin.. Fakat o, ölmedi.

Hoca efendi ve benzerleri vefat etmiş olsalar bile, ölemezler !

Millete hesap veremeyenlerin, defterleri kapanır mı hiç ?

 

Hoca efendinin vefatı, güya ; efkar-ı umumiye tarafından doğrulandı, tastiklendi ve kabul edildi.

Kendisi istememiş de olsa, cenazasinden rant sağlayacak olanlar da, gündemde yerini alacaklar.

Adı devlet töreni de olmasa, cenaze merasimi devlet töreni kadar görkemli olacaktır.

Başbakan devlet görevini bırakıp da, cenaze merasimine koştuğuna göre !

Kimsecikler bunda bir ''UCUBE'' veya bir  mucize ya da bir menfeat, güya  aramıyacaktır.

 

Ama madalyonun bir de ters yüzüne bakmak gerekmez mi ? 

Dediğim gibi Hoca efendi rahmetli oldu ama, ya ideolojisi ve kuklaları ne alemde ?

- İdeolojisi ve misyonu kuklalarıyla birlikte, değişik bir versiyonuyla  aynen devam etmiyor mu ?

Zira ;

- Neredeymiş o  ’’Milli Görüş'' lü bir Türkiye ?

- Neredeymiş o,  '' Büyük Türkiye'' ?

- Neredeymiş o,  İslam alemine örnek bir Türkiye ?

 

El kapılarına gönderilerek yurtları dağıtılan işçilerimizin sayısını bile bilemeyen AK ruhlu yöneticiler, inançlarını karıştırdıkları devlet yönetimini tüm kadrolarıyla, ayırımcılık yaparak doldurmadılar mı ?

Dolayısıyle işgal ve yönetim '' Kanlı mı olacak, kansız mı ?'' sorusu da cevabını bulmuş olmuyor mu ?

 

ABD güdümündeki  işgal demokrasisi, Milli Görüşcülerimiz vasıtasıyla  ülkemize; ileri demokrtasi versiyonuyla pervazsızca maalesef yerleştirilmeye devam etmiyor mu ?

 

Refah/Nizam ya da Milli Görüş ideolojisi, tüm demokratik çevrelerde daha partisinin kuruluşuyla , malumunuz üzere fos çıkmıştı.

Zira  o ideolojisi inceltilerek içine sıkıştırılmış ırkçı, ayırımcı ve şövenist bir dinselliği; yönetim şekli haline getirmek istiyordu. Yapısında kulluk ve sadaka kültürü olan ve emeğe , insana olması gereken saygının yerini, uhrevi dünyaya bırakan bir yaklaşım vardı. Ve benzeri daha ne nicelikler ve incelikler..

Ve demokratik değil, demokrasiyi kullanarak; Teokratik bir devlet nizamını, Türkiye'nin yönetiminde otorite sahibi yapmak istiyorlardı..

 

Yetiştirdikleri  halefler bugün  kıvrak zekalarıyla, '' makyajlar yaparak'' onun ideolojisiyle iktidar da olabildiler ama; Türkiye'nin milli nesi varsa dış güçlere satmaktan vazgeçemediler.

Yerli sanayi kurumlarımızı sattıkları bir yana, dış ülkelere insanımızı nasıl attıklarını, son Libya olayıyla daha da iyi görmüş bulunuyoruz. İlk resmi rakamlarda Libya'da çalışan insanlarımızın  sayısını 25 bin olarak açıklayan yönetim, 3 gün sonra sayıyı 30 bin olarak telaffuz etmeye başlamadı mı ? Koyunların bile tam sayıldığı dünya da bizim yöneticiler, yurtdışındaki insanımızı bile sayamaz hale gelmişlerdir.

Sayılabilmemiz için galiba, tesbih olup, taneleri gibi dizilmemiz gerekiyor !

Ahiret vetfalarıyla ülke yöneten haleflerinin hedefinde, bi halifeliklerinin ilan edilmesi kaldı geriye.

 

Hoca efendi rahat uyusun..

Kimse daha ona, kayıp trilyonların hesabını, soramıyacak.

Gittiği dünyada da ona, neyin sorulup sorulmadığını açıklayacak, elimizde bir bilgi de yok.

Yorumlayacaklar çıkacaktır ama, daha bizim Hoca efendiyi sorgulayacak halimiz yoktur.

 

Ama haleflerine söyleyecek, çok sözümüz vardır !

 

Hani Cuntacılardan hesap sorulacaktı, ne oldu ?

Faili meçhuller.. kayıp insanlar ne oldu ?

Halkımız neyin hesabını sorabiliyor ki ?

Deniz Feneri’nin hesabı da, kayıp trilyonlar gibi huzuru mahşere kalmadı mı ?

Elbette bu davalar, unutuldu sanılmasın !

Kaybolan trilyonlar, halkımızın alın teriydi.

Onlar kaybolmadı ki, çalındı !

Alın terini sömüren ve insanının emeğini yurtdışına satan, yurdunun özkaynaklarını efendilerine peşkeş çeken, Milli Görüş kisvesiyle de olsa halkın gözünden kaçmayacaktır.

 

Hoca efendiye söyleyecek fazlaca söz yok.  

Allah taksiratını affetsin ama, yaşayan kuklaları unutmasınlar ki, bu halk; demokratikleşme dadağıyla ve vaatleriyle, sistemi ve kurumları anti-demokratikleştirilerek devleti dinselleştirildiklerini anlamakta, fazla gecikmeyecektir.

Ve o zaman, cuntaların ve kayıpların hesabı öbür dünyaya kalmayacak, bu dünyada sorulacaktır.

 

Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın !

 

Feridun Hayati Ünüvar 27.02.2011.

 

 

GERİ  GELİYOR

 

Seçim havasına girilen ülkemizde, yapılanlar da yapılmayanlar da eleştiriliyor ve halkımıza daha  da yararlı hizmetler verilebilinmesi için, iktidarıyla-muhalefetiyle, adeta  yarışılıyor.

 

Elbette her yiğidin, yoğurda bir kaşık atışı vardır.

Kimsenin bireysel tercihlerine sözümüz yok. İster yoğurdunu  kaşıklasın, isterse sulandırarak içsin, isterse meyvelerle karıştırarak yesin.

Bize, ’’afiyet olsun’’ demek, düşer.

Fakat bir insan, kamu görevi yapıyorsa, politikacıysa iş değişiyor.

Eleştirme hakkımız doğuyor.

Ne demişler ?

- ’’Seni ilgilendiren her şeye, burnunu sok ’’

Demokratik bir toplum ve yönetim istiyorsak,  susmayacağız ve ’’bana ne’’ demeyeceğiz.

Yapılan hizmetlerin takipcisi olacağız. Bilgi sahibi olup, söz sahibi olacağız. İnsanoğlu bugünkü medeniyet seviyesine hep eleştirerek, öz-eleştirisini yaparak gelmiş ve ilerlemiştir.

 

İstediğimiz; cuntalar,   Bedrettin’ler ve yenilerini  yaratmak değil, ’’devletin malı deniz, yemeyen domuz’’ deyip devlete ve millete  DALAN’ları  teşhir etmek, yakalamak, yargılamak ve türlerinin gelişmemesi için, önleyici tedbirler almaktır.

 

2011 Milletvekili seçimleri sürecinde ve sonucunda,  ülkemizde;  barışın, istikrarın, demokrasinin ve insan sevgisinin egemen olmasını diliyorum.

 

 Hayata, bağımsız özelliği olan bireyler olarak tutunabilmeyi başarmak ve  tercihlerimizi  özgür bir fert olarak yapmak ortak amacımız olsun.

 

Ne mutlu , direncini ortaya koyan, onurlu bireylere !

 

GERİ  GELİYOR

 

Tarikatlar yarışta, bacılar bohçalandı,

Yolsuzluklar revanşta, devlet pohçalandı

Hukukçular tıraşta, kurumlar parçalandı,

Akp tekke oldu, sarık geri geliyor.

 

Üniversite cin oldu, okuyup üflemeyle,

Araştırma din oldu, çekeceksin mesmele,

Sınav kazanmak yetmez, aramayla gir hele,

Akp türbe oldu, gadı geri geliyor.

 

Kendimize el olduk, hacı-hoca sözünden

Hesap soramaz olduk, yandaş-yargı yüzünden,

Artık bakar kör olduk,  korkuluğun gözünden

Akp cadı oldu,  muska geri geliyor,

 

Meclis, mescite döndü, evliyalar görevde,

Millet, tesbihe döndü, koyunlar hep gündemde

Teker, vergiye döndü, rezil oldu benzin de,

Akp Osman oldu, öşür geri geliyor

 

Mühalif olan yandı, bertaraf oldu işçi

Hafızlar oldu dişçi, iflasta bizim çiftçi

İnekler import oldu, öküzleri de cepçi.

Akp gazık oldu, zincir geri geliyor.

 

Vekile vahiy geldi , abdestsiz uçar oldu,

Padişah ve kul geldi, Meclis’e köle doldu

Fiziği yoktu zaten, kimyası da kayboldu

Akp  Sultan oldu, kulluk geri geliyor.

 

Feridun Hayati Ünüvar

Kopenhag, 13.01.2011