Íki A… (Avrupa Aleviler)
Durak ARSLAN

Aklım iki A’da bugünlerde.
Biri Avrupa, biri Aleviler.
Avrupa, coğrafik bir yapılanmanın ötesinde, evrensel değerlerin doğal buluşmasıdır.
Avrupa, ülkeler özelinde yeşeren paralel ve ortak değerlerin, halklar arası gelişen sıcak ilişkilerin önünde engel teşkil eden sınırların ve kuralların ağır yükünü insanlığın sırtından kaldırıp atma projesidir.
Avrupa, ekonomik çıkarlar uğruna insanların birbirini boğazlayarak kan akıtmasını, bunu yaparken de, vatan, millet, bayrak, din, dil adı altında, şövenist duyguları kabartarak doğabilecek yeni savaşları, en azından bu coğrafyada tarihin derinliklerine gömme eğiliminin ta kendisidir.
Avrupa, insanlığın tarihsel yürüyüşünde attığı adımların doğal sonucu olarak, ulaştığı kanyan uçurumunun kenarından karşı tarafa atlama hamlesidir.
Avrupa, yeni çehresiyle dinamik, gizemli, heyecan verici ve de insanlık için güzel bir ‘gelecek-modeli’nin şimdiki adıdır.
Avrupa, ekonomik birliğin ötesinde, gelişmiş kültürel, düşünsel değerler bütünüdür.
Avrupa, Anadolu aydınlanmasının öncüleri olan, Hace Bektaşi Veli, Yunus Emre, Mevlâna ve Şeyh Bedreddin’in saçtıkları ışığın rönesans adıyla Roma aynası üzerinden yansımasıdır.
Avrupa bir düşünce, anlayış, dünya’ya bakıştır.
Bu yüzden, Jean-Marie Le Pen, Heinz Christian Strache, Frank Vanhecke ve Volen Siderov anlayışına sahip olup, Avrupa’da doğup yaşamış ırkçı ve şovenistlerin Avrupa’lı olamayacakları gibi, aynı zihniyeti taşıyan Türkiye’lilerin de Avrupalı olma şansları yoktur.
Íşte buyüzden, bugünkü Jean Marie Le Pen « insana bakışıyla » bir Avrupalı olamazken, sekiz asır önce yaşamış Hace Bektaşi Veli « insana bakışıyla » örnek bir Avrupa’lıdır.
Avrupa, yirmi yedi ülkede yaşayan dört yüz yirmi milyon insanın, insan hakları, hümanizma, çevre ve doğa konularında göstereceği duyarlı ve ortak reflekstir.
4-7 Mayıs 2009 tarihleri arasında yapılacak Avrupa Parlemento seçimlerinde 736 Parlementer için oy kullanacağız.
Dört-yüz-elli’de bir olan, bir milyon nüfuslu biz Avrupalı Aleviler olarak, temsil hakkımız en az iki parlementer ile olmalıdır.
Bu bizim doğal hakkımızdır.
Alevilerin nüfus oranlarına göre hayatın heralanında temsil edilmeleri, taşıdıkları hümanist ve evrensel değerlerin de hayata dahil edilmesi demektir.
Ortak değerlerimizi Avrupa parlementosuna taşımak üzere Murat Bülbül ve Hıdır Karademir adaylıklarını açıkladılar. Kendilerini bu medeni ve bireysel cesaretlerinden dolayı kutluyor, başarılar diliyorum.
Tüm seçmenleri, savunduğumuz değerler çerçevesinde sandık başına davet ediyor ve hayalimizdeki bir Avrupanın inşasına elbirliğiyle katkı sunmamızın tam zamanı olduğunu hatırlatmak istiyorum.
Sosyal, eşitlikçi ve çevreci bir Avrupa için, Alevi seçmenler sandığa !
Sevgi ve saygılarımla.
Strasbourg, 30.05.2009