Alevi Çalıştayı Raporuna - ÖZGÜRCE - yorum  bekirozgur60@hotmail.com

 

ALEVİLİK NEDİR, NE DEĞİLDİR

 

  Alevilik bir din, mezhep, tarikat veya kutsallığı olan herhangi bir inanç değildir. Alevilik; özellikle Anadolu ve çevresinde yaşamış kadim halkların, doğa-insan ilişkisi içindeki uyumu, sınırlı bilgisiyle insansal yaşamın her alanına taşıyarak oluşturduğu bir yaşam tarzıdır. Bu, benim görüşüm.

 

  Bugün Aleviliğin genel kültürü içindeki dinsel içerikli söylem ve ritüellerin önemli bir bölümü, asırlar boyu maruz kalınan değişik dinlerin baskısına karşı korunma amaçlı ve zor karşısında takiyye olduğu bilinen bir gerçektir.

 Aleviliğin sözlü tarihi; Alevilerin gerçek anlamda hiçbir din veya mezhebe yandaş olmadığını, fakat zor karşısında taraf göründüğünü, ama özünü koruduğunu, “sır içinde sır saklamak” formülüyle açıklamaktadır.

 

  İnsan dâhil her unsurun Hakk’ın nurundan (ışığından) var olduğuna; öldüğünde, geldiği nur’a geri döneceğine inanan, ‘eline diline beline’ düsturunu ihlal edeni toplum dışına atan; adaleti, gücü kadar üretmek ihtiyacı kadar tüketmek; ibadeti, sevgi temeli üzerinde saz çalıp dem çekmek ve semah dönmek olarak betimleyen bir yaşam tarzı olan Alevilik, bütün özellikleri ve ilkeleri bilinen dinlerin hangisinden etkilenmiştir veya bu anlayışıyla hangi dinin içine sığar?

 

 Alevilik bu özellikleriyle, talan amaçlı şekillenmiş bütün siyasi iktidar ve ona hükmeden despotların gazabına uğramış; tarihsel süreçte tüm iyi niyet ve hoşgörüsüne karşılık, hep yok edilmiş veya bugün açıklanan Çalıştay Sonuç Bildirgesi’nde olduğu gibi yok sayılmıştır.

 Bundan eziklik duymak veya gocunmak yerine; zıt kutuplardan güçsüz olan, güçlü olanın neleri amaçladığını, onun kötü niyetini kursağında nasıl bir dik duruşla bırakacağının hesabını yapmak zorundadır.

 

  Çıkarcı güruh hariç; Çalıştaylardan olumlu beklentisi olan saf ve samimi Aleviler; hükümet, kurguladığı bu dizi hikâye ile Diyanetin etki ve de yetki alanını genişletme hedefine sizin üzerinizden ulaştı.

 

  Sonuç Bildirgesinin dili ve içeriği baştan sona; Diyanetin yetki alanını genişletmeyi, etkisini pekiştirmeyi öngörmektedir.

  Dahası, laik devlette meşru olmayan Diyanet ve bütçesi de Çalıştaya katılan Aleviler üzerinden meşrulaştırdı.  “Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra” vah-tüh etmek, hatayı veya zararı telafi etmiyor.   

 

  Çalıştayların asıl amacı Alevileri; daha doğrusu Alevi etiketli ‘kınalı keklikleri’ hükümet, kendi derin hesaplarının bir parçası olarak kullanmaktı; becerdi de.

  Alevi Çalıştayları denilen aldatmaca; Alevi-İslamcıların dağ zannettiği tepecik; her zaman olduğu gibi ancak fare doğurabilirdi; öyle de olmuştur.

  Sonuç Bildirgesi’yle, Çalştayların gizli dosyasındaki hesap açığa çıktı; yani ‘takke düştü kel göründü’.

 

  Çalıştaylar dizisinin Alevilere getirisi; Zorunlu din dersleri, Cem evleri, Madımak konularında gelinen yoldan devam. Alevi köylerine cami ve imam, Hace Bektaş Veli Dergâhının Alevilere iadesi konularında kocaman bir TIS.

 

 Hükümete getirisi ise, Diyanetin yetkilerinin genişletip pekiştirilmesi, Diyanet ve bütçesinin Aleviler nezdinde de meşruiyet kazanması, İslami üst kimliğinin altına Alevilerin de alınmasıdır. Ki, bu Alevilere yapılacak en büyük kötülüktür.    

  

 Alevi Çalıştayları denilen maskaralığa, maddi-manevi çıkarı için bilerek çanak tutanlarla; safça umut bağlayan Aleviler, akıllarını kullanmadıkları için sonuçta aynı suçu işlemişlerdir.

  Alevi Çalıştaylarının tek olumlu yanı, hiçbir din veya mezheple benzerliği ve yakınlığı olmayan Aleviliğin gerçek dostlarını, Yavuz’un günümüz izcilerini, Hınzır paşaları ve Alevi kökenli “kınalı keklikleri” açığa çıkarmasıdır.

 

    10.Şubat.2010 Bekir Özgür.