ALEVİLERİN    DEĞERLENDİRMESİ  GEREKEN  YENİ  OLANAKLAR / Teslim TÖRE

 

 

Global  kapitalizm,   üretim, tüketim, üleşim  gibi iktisadın doğal yasaları ile   müthiş bir çelişki  içine girdi.  Söz konusu çelişki, kapitalizmin  rekabetçi ve  ithal ikameci  dönemlerde olduğu gibi kendini  bir üst düzeyde üretmesine  olanak tanımıyor.  Geçmiş kriz dönemlerinde olduğu gibi, yeniden Pazar paylaşımı  için bir dünya savaşı çıkartıp,  milyonlarca tüketiciyi kırıp, üretimi yükselterek  krizden çıkamıyor. Çünkü krizin çıkış nedeni  talep fazlalığı değil  arz fazlalığı. O nedenle krizden çıkabilmek için  öncekilerden farklı  yöntemler  kullanmak zorunda kalıyor.

 

 

Global kapitalizm, canlı emeğin yerine nesnelleşmiş emeği yani makineyi koydu. Dolaysıyla üretim güçleri ile ardasındaki çelişkiyi asgari düzeye indirdi. Ama hem üretici hem de tüketici olan canlı emeği üretim sürecinin dışına itmekle bu sefer de  tüketici güçleri  zayıflattı. O nedenle  tüketiciyi imha etmiyor tüketicinin alım gücünü yükseltmeye çalışıyor. Tüketiciye, “simit alın, sarımsak alın , bir şeyler alınki  krizden çıkalım” reklamı yapıyor. Bu reklamları deve dişi gibi ekonomistlere yaptırıyorlar.  Ekonomi profesörleri,  alıcıyı  bir şeyler almaya ikna etmeye çalışıyorlar ki,  sistemi kurtarsınlar. Ama sistemin böylesi uyduruk şeylerle kurtulma şansı hiç kalmadı. 

 

 

 

 Nesnelleşmiş emeğin ürettiğini, tüketebilecek  yeterli bir  tüketim gücü  yoktur.  Arz talep dengesi  köklü bir şekilde bozuldu. Pazar dolu, alıcı yok . Global kapitalizm, kendisini var eden üretim, tüketim,  üleşim gibi iktisadın  doğal yasaları ile  derin bir çelişkiye düşerek, kendini aşma, yenileme yeteneğini   kaybetmekle kalmadı, önlenemez bir yıkım sürecine  de girdi. Buna rağmen bir devrim durumu  da doğmadı. Ama, evrim süreci, nitel sıçramaya doğru bir gelişim eğrisi  izlemeye başladı. Bu  verili  durum,  kapitalizmi, zorlu ve zorunlu bir iç başkalaşım sürecine  sokuyor.

 

 

 

 Global kapitalizm  aynı şeyi Türkiye ye de yaşatıyor. Bazı şoven güçlerin bağırma, çağırma, çeşitli  çığlıkları  arasında, dış dinamizm Türkiye’yi bir yerlere doğru sürüklemeye devam ediyor. Düne kadar emperyalizme sırtını dayayarak Türkiye’nin ilerici, devrimci, dinamik  güçlerine kan kusturanlar, şimdi anti emperyalist  kesildiler. Bu durum belli olanaklar da yaratıyor. Ortam bir çok şeye gebe. Ergenekon gibi  devlet destekli, bir cinayet örgütünün çözülmesine, Ordunun cunta yapma  yetkisinin  elinden alınmasına, Kürt sorununun çözümüne, Alevilerin taleplerinin elde edilmesine,  dolaysıyla da ortamın biraz daha demokratikleşmesine doğru bir gidiş var. Bu gidiş her demokrasi gücüne belli olanaklar sağladığı gibi  Alevilere de bağımsız politika  üretme,  toplumun  politize  olma düzeyini yükseltme gibi olanaklar sağlıyor.

 

 

 

Aleviler ; kendi tarihlerinde  ilk  kez, politik zeminli, ideolojik   bir iç bölünme  yaşıyor.  Bir kısmı, kendisi olmak,kendisine özgü tüzel ve özel politik kimlik ve kişilik yaratmak  için mücadele ederken, bir kısmı da  onlarca yıldır olduğu gibi bu gün de kuyrukçuluk yaparak, Alevileri, sistem partilerinin  yedeğine takma çalışmalarına  devam ediyor.  Bu yeni ve önemli bir yol ayrımıdır. Aslında yol ayrımı, sadece kendi özel ve tüzel kişiliğine bir kimlik oluşturanlar için geçerlidir. Kuyrukçuluğa devam diyenlerin yeni bir şey yaptıkları ya da denedikleri yok.  Onların bir kısmı, yıllar önce olduğu gibi, CHP-MHP’nin kuyruğuna, bir kısmı da  AKP’nin kuyruğuna takılmaya devam ediyor.

 

 

 

Kendisi olmak, kendisi için siyaset yapmak, kendi özel ve tüzel kişiliğini geliştirip, siyasi arenadaki yerini alabilmek, halkların  kurtuluşuna  ve üyesi olduğu insan topluluğuna  katkı yapmak  için  Cumhuriyet’ten beri, ( nesnel ortam itibariyle) Alevilere ilk kez böylesi bir fırsat düştü.  Tek partili dönemde  Alevilerin böyle bir şansı yoktu zaten. Çok partili döneme geçildikten sonra da, inanç temelli partiler yasağı vardı. O nedenle de ideolojik hiçbir yakınlığı olmayan, sistem partilerinden birisinde kendini  ifade etmek ve siyasete müdahil olmak zorunda kalıyordu. TİP’ in kurulmasından sonra  Alevilerin bilinçli olan kesimi TİP’e yöneldi. Burjuvazi buna bile tahammül edemedi. Sözüm ona 12 yıldızlı bir aslanlı  Alevi partisi  kurup, Alevilere hile yaparak  TİP’i parlamentonun dışına itti.  Sonra da  Alevi partisi diye kurmuş oldukları partinin  millet vekillerinin bir kısmını  satın alarak, Alevilerin onuru ile oynadı ve o partiyi de bitirdiler.

 

 

 

Sonraki süreçte,  sistem partileri Aleviler üzerinde çeşitli oyunlar oynayarak, Alevi toplumunu peşlerinden sürüklemeye devam ettiler. Bu gün artık  Alevilerin   alın teri, emeği,  yüreği ve bileğiyle  kendini ifade edeceği, Türkiye halklarının çıkarları temelinde mücadele yürüteceği    bir siyasi  yapılanma  yaratabilmek için yeni bir ortam  oluşmuş durumda.

 

Ama buna rağmen, kuyrukçular aktif  bir şekilde işlevlerini sürdürmeye devam  ediyorlar.

 

Söz konusu kuyrukçuluğun başını  İzzettin Doğan’la Çamuroğlu çekiyor. Çamuroğlu AKP’nin kuyruğuna, İzzettin doğan’da  MHP ile CHP’ şovenizminin kuyruğuna takmaya çalışıyor.

 

 

 

Aleviler, bu güne kadar sistem tarafından çok istismar edildi. Ama hiçbir istismar, İzzettin Doğan’nın  ki kadar  utanç verici ve  Alevilerin de insanlığın da yüz karası olmadı. İzzettin Doğan,  Aleviliği  12 Eylül faşizminin  bir dayanağı haline getirmeye çalıştı. 12 Eylül’ün  partisi olan  Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP)’nin kurucu üyeliğini yaptı. O partide Malatya Millet vekili adayı olup Alevilerin o partiye oy vermesini, desteklemesini istedi. Malatya Alevileri oy vermedi. Dolaysıyla  Parlamentoya seçilemedi. MDP, Türkiye çapında hezimete uğradı. Türkiye halkları faşist MDP’yi benimsemedi, reddetti. Yine de  cuntanın zoruyla,  parlamentoya 71 milletvekili soktu.

 

 

 

Meclis  celselerinin  birinde, bir millet vekili işkence iddialarıyla ilgili önerge verdi. İşkence iddialarının arasında, işkencecilerin kadınların cinsel organlarına  cop kullandığı  iddiası da vardı.12 Eylüllün partisi olan MDP’nin  genel başkanı, Turgut  Sunalp,  Kürsüye çıkıp, “zıpkın gibi genç delikanlılar var elimizde, kadınlara karşı  neden cop kullanalım o gençleri kullanırız”  gibisinden laflar etti.  Bir Alevi dedesi olan İzzettin Doğan,  kadın erkek eşitliğini Batıdan da önce tanımış, onları  yaşamın olmazsa olamazı olarak görmüş  Alevilere, kadını bu şekilde aşağılayan  bu adamın liderliğindeki  partiyi salık verdi.  Bu amaçla  kurucu üyesi ve milletvekili adayı olarak, Alevileri bu liderin öncülüğündeki partiye katılıp destek vermeye çağırdı.

 

 

 

Yüz yıllardır  Kendisi de mazlum bir topluluk olarak, zalime karşı mazlumdan yana olan  Aleviler, böyle bir faşist parti ve böylesine ahlak düşkünü  liderin kuyruğuna takmaya çalıştı.  Bu  ahlak dışı  olay, Alevilerin hiç  unutmaması gereken,  onur kırıcı, rencide edici, utanç verici,   yüz karası bir olaydır.  Geçen parlamento seçiminde de, Alevileri, şoven  MHP, CHP koalisyonuna oy vermeye davet etti. Çamuroğlu’nun içine yatmış olduğu çamurun üzerinde durmaya hiç gerek yok.  İçine düştüğü çamur onu düşkün etti zaten.

 

 

 

 Alevileri, sistem partilerinin kuyruğuna takmaya çalışan  bu  kuyrukçulara rağmen, Alevilerin artık,  katılımı oranında, kendi bileğinin gücü, alın teri, emek değeri olacak olan bir partinin kurulması için çalışan, Alevileri kendi özel ve tüzel kişilikleri ile  kendisi olmaya davet eden  Alevi Bektaşi Federasyonu  var. Aleviler için böylesi bir tarihi fırsat  ilk kez doğmuş durumda.  Aleviler, birilerinin  partisine destek olup kuyruğuna takılmak yerine, sadece kendileri için  de değil, halk için halkala birlikte  örgütlenme sürecini yakalamış durumda. Bu, süreç hızla ilerliyor. Yakalanmış olan bu süreç, alevi halkı tarafından  güçlü bir şekilde desteklenir ve hedefine ulaştırılabilirse, Aleviler kendileriyle birlikte, Türkiye halklarının ve insanlığın  geleceğine de   katkı yapmış olurlar.

 

 

 

Alevilerin özgürleşmesi:  özgürleşme yolunda yürüyen, solcular, sosyalistler, emekçiler, Kürt özgürlük   hareketi gibi  ezilenlerin kurtuluşunu amaçlayan güçlerle birlikte  bir siyasi yapılanmanın yaratılması ile mümkün olacaktır.

 

 

 

Bunları görmeyip, eskiden kalma kuyrukçuluk yapma ve Alevileri de  bu mecrada  tutmaya çalışmak , kötülük üstüne kötülük yapmak anlamına gelir. Siyasal olarak özgürleşmeyen, özgürleşme mücadelesi veren güçlerle  bütünleşmeyen  ve  hala şu ya da bu partinin eteğine takılan bir  Alevi topluluğu  inanç özgürlüğünü de  elde edemez. Alevileri ve Alevilerle birlikte   Aleviliği  de  özgürleştirecek tek fenomen, Alevilerin kendisi için politika yapabileceği, özgürleşmek isteyen diğer güçlerle birlikte, siyasi ortama müdahale edebilecek bir politik perspektife sahip olmasıdır.

 

 

 

Teslim TÖRE