Vicdani yüzleşme Turan Eser

Türkiyenin tarihsel ayıplarıyla yüzleşme fırsatı bulması için Madımak Müze Olsun.
05/07/2009
Sanki Madımak'ta yakılmamışız gibi, 'Allah adına yak ula yak' çığlığını duymamışız gibi, 35 can öldürülmemiş gibi, annesiz, babasız, evlatsız ve kardeşsiz kalmamışız gibi davranamayız
TURAN ESER
Geçmişi anlamayanlar, onu yeniden yaşamaya mahkum olurlar. Goethe
Saygınlık belleğe dayanır, unutuşa değil Julio Strassera
Geçmişi kaşımaya ne hacet var diyenlerin paslanmış ve nasırlaşmış vicdanlarına inat, unutmamak için hatırla(t)maya hacet var.
35 insanımız, Sivasta, 33 insanımız ise Erzincannın Başbağlar köyünde katledildi. Bu mekânlarda yaşanan acı, kor bir ateş gibi toplumun yüreğine düştü. Halkın vicdanı hesaplaşmaya, siyasilerin nasırlanmış vicdanı ise vurdumduymazlığa sığındı. Kerbelayı unutmayanlardan, Madımak, Başbağlar, 6-7 Eylül, Çorum, Maraş, Gazi katliamlarını unutmaları isteniyor. Unutmanın, kanayan yaralara iyi gelmediğini, unutulunca, acıların tekrar yaşatıldığını ezberlemiş toplum haline geldik. Toplumun çok kültürlü ve çok kimlikli yapısını, katliamlar, siyasi cinayetler ve darbelerle homojenleştirmek isteyenlerin amaçları biliniyor. Alevi-Sünni, Türk-Kürt kavgasının olmadığı ama bunu derinden kaşıyanların varlığı daha net görünüyor. Buna fırsat vermemek için, geçmişten ders alınıyor.
Birileri unutsa bile, Asım Bezircinin Adalet, özgürlük, kardeşlik, sadece Türkiye toplumunun değil insanlığın ortak özlemidir. Her türlü güzelliği koruma sorumluluğunu taşıyorum. Herkes de öyle davranmalı sözleri, Başbağlar köyünden Mehmet Ali Dikkayanın ise Devlet evleri tamir etti ama gönülleri tamir edemedi feryadı unutturmaz.
Alınyazısı değil
İnsanı yakmak, hangi kitapta yazar? sorusunun cevabını, bu katliamda yakılarak öldürülen Asım Bezircinin kitaplarında ya da Behçet Aysanın, Metin Altıokun şiirlerinde, ozanların deyişlerinde, semaha duranların yüreklerinde bulamazsınız. Bu bir alınyazısı da değildir. Kim 35 insanı yakar? Kim 33 insanı kurşuna dizer? Bunun cevabını ancak aklını ve kişiliğini dinci gericiliğe, yobazlığa, etnik milliyetçiliğe teslim etmiş androidlerden ve bu android sürülerini katil haline getiren derin devletin senaryolarında bulabilirsiniz. Hukuk dışında devlet inşasına girişen karanlık güçlerin ajandalarında gizlidir. Maskelenmiş katliamların altında gizlenmiş yüzler aynı adrese ait. Her ikisinde de aynı parmak izi duruyor.
Sanki Madımakta yakılmamışız gibi, Allah adına yak ula yak çığlığını duymamışız gibi, 35 can öldürülmemiş gibi, Başbağlarda kurşunlanmamışız, çocuklarımız yetim kalmamış gibi, annesiz, babasız, evlatsız ve kardeşsiz kalmamışız gibi davranamayız... Seyredemeyiz... Aksine karanlıkla yüzleşmeliyiz.
Devlet bu katliamları önlemedi ve seyretti. Türkiyenin Auschwitzlerini yarattılar. Siyasi iktidarlar katliamlarla yüzleşmeden, vicdanlarını aklama hakkına sahip olmayacak. Vicdanlarını aklamak yerine unutun diyenler, Madımak Otelinde, 12 yaşındaki Korayın, Başbağlarda 1 yaşındaki Turgutun geleceğinin öldürülmesini seyreden dönemin devlet erkanı 16 yıldır nasıl rahat uyuyor? İdeolojik duruşlarıyla ve nasırlaşmış vicdanlarıyla ne zaman yüzleşecekler?
Mağdurun barış dilini anlamak
Öldürülenlerin aileleri biz öldürmedik, yakılarak, kurşunlanarak öldürüldük, hiçbir anayı, kardeşi ağlatmadık, biz ağladık, biz kimseye acı çektirmedik, biz acı çekiyoruz diye barışın ve sevginin dilini sürekli korudular. Şiddeti besleyen makro politik söyleme karşı, şiddetten arındırılmış barış ve sevgi diliyle, toplumsal barışa katkı olsun diye, Başbağlara da bir resmi anıt yapılsın; Türkiyenin tarihsel ayıplarıyla yüzleşme fırsatı bulması için Madımak Müze Olsun. Türkiyenin aydınları, yazarları, sivil toplum kuruluşları, sendikaları, meslek odaları ve Türkiye bu talebi savundu. Peki ya AKP?
Madımak Otelinin müze olması ve Başbağlarda bir anıtın yapılması, toplumsal birlik ve beraberliği pekiştirecektir. Buna dair çokça örnek var. Örneğin, Almanyada 6 milyon Yahudinin katledilmesiyle ilgili bir tarihsel yüzleşme 1960lı yıllardan beri sürüyor. Her yıl, Yahudi katliamında ölenler anılıyor. Almanyanın Solingen kasabasında beş Türk vatandaşımızın kundaklama sonucu vahşice öldürülmesi karşısında, Alman hükümeti kundaklanan bu mekânı anıt ev haline getirdi. Katledilen beş yurttaşımız için beş çınar ağacı dikti. Bunun nedeni toplumsal gerilime karşı, toplumsal duyarlılığı artırmaktır. Biraradalığı teşvik etmektir. Tarihsel yüzleşmenin asıl amacı, karanlığın ve aydınlığın arasındaki farkın ortaya konulmasıdır.
Türkiyeyi kurtarmak
Madımak ve Başbağlar, toplumsal belleğimizde derin yaralar açan, insanlık dışı kıyımdı. Türkiyenin vicdanında temizlenmesi zorunlu utançlardır. Bu katliamların açtığı yarayı, ancak demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine, eşitliğe, çok kültürlülüğe inanan ve sahip olanlarla birlikte sarabileceğiz.
Devlet, insanların farklı düşünce, inanç ve kültürlerinden dolayı yakılması, ötekileştirilmesi, ayrımcılığa maruz bırakılmasının insanlık ayıbı olduğunu kabul etmeli, bunu göstermek için Madımak Oteli müze yapılmalıdır. Devlet oteli kamulaştıracak param yok diyemez. Yangında otel maddi zarar gördü ama asıl zarar gören Türkiyenin insanlığıdır. Başbağlar köyünde birkaç evi tamir etmekle, devlet kendisini aklayamaz. Katliamların 16. yılında Madımak Otelinin müze olması, Başbağlar köyüne anıt ev yapılması talebi toplumsallaştı. AKP hükümeti ve TBMM üyelerinin bu talepleri ret etme mazereti kalmadı. Demokratikleşme ve vicdanları aklamak için bu şart...
Yaralı yüreklerin sahibi Başbağlarlıların 33 canımız hunharca kurşunlandı, köyümüzde 30 kadın dul, yüzlerce çocuk yetim kaldı feryadı hepimizin vicdanıyla buluşmalıdır. Madımak Otelinde katledilen 12 yaşındaki Korayın annesi Hüsniye ve babası İsmailin acısını, Başbağlarda 1 yaşında babasız kalan Turgut Özdemir de yaşıyor. Şimdi 17 yaşında olan Turgut, babasının resmine bakarak babamı kimler öldürdü diye soruyor. 16 yıldır Turguta ne cevap veren var ne de özür dileyen devlet. Hüsniye ana da Korayının yolunu gözlüyor; Gelir de bitirir okullarını, büyük adam olur, askere gider, evlenir yaşdaşları gibi, o da karışır kuzularına diye. 16 yıldır Korayın yolunu gözlüyor Hüsniye ana. Ne Koray geliyor ne de devlet. 16 yıl geçmesine rağmen, gerçek katillerin yakalanmaması Turgutun yüreğindeki acıyla, Korayın annesinin ve babası İsmailin acısını artırarak ortaklaştırıyor.
Madımak halen yanıyor. Tıpkı Başbağlar köyü gibi.
TURAN ESER: Alevi Bektaşi Federasyonu eski genel başkanı