Türban´da sorun mu var...    Hatice Bozkurt 7.10.2010

 

Karanlıkları savunanların çizgisinden aydınlık çıkamayacağını herkesin bilmesi  gerekir. Özgürlük adına türban yasağı kalkmalı deniyor. Türban yasağı diye bir şey mi var? Türbanı sorun yapan Başbakanın ta kendisi, bitirmeyende yine kendisi. Çünkü elinde politik malzeme olarak sadece bu var, bunu da  kullanmasa neyi kullansın? Gündemi çarpıtmak ve istedikleri şeyleri  yapmak için ellerinde halkı daha doğrusu Sünni kesimin bağnazlarını ve bunun da ellerinden alınmış bir hak olduğuna inandırılmış  bazı iyi niyetlileri kandırmanın en güzel taktiği. Türban sorunu diye bir sorunun olmadığını ve sahtekarca  oyalandıklarının farkına varmalılar artık. Madem Türban  yasak kaç tane Türbanlı öldürüldü, işkence gördü,protesto ettiklerinde  kaçının saçlarından sürüklendiler, coplandılar? Yaptıkları sahtekarlık yeter, temcit pilavı gibi ikide bir pişirilip, pişirilip insanların önüne sürülmesin.

 

Türkiye’de sadece başörtülülere dokunulmuyor, dinciler 1946’lardan sonra devlet eliyle beslenerek bu güne geldiler. Hem de bizlerin ödediği vergilerle bizlere karşı frankenştayn yetiştirildi. Bunu Türkiye halkı iyi biliyor . Ne yazık ki;Bu günkü korku 12 eylülü  bile geride bırakmış,millet birbirinden korkar olmuş, 12 eylülle ölü toprağı ekilen bu halk bu günde iyice sindirilmiş.Demokrasi sadece bir avuç Sünni toplumu için geçerli hale gelmiş.Misal: Türkiye de Ramazanda oruç tutmayanlara yapılan haksızlıklar, eziyetler, 21. asırda hem de sahil yerlerinde mikrofonun en son sesi ile okunan ezanlar,tam derin uykudasın çalınan davullar,akşam  tam yemektesin atılan bombalar,yanımızdaki misafirimiz olan yabancıların yüreklerini  kopardılar. Bizlerinde ödünü patlattılar. Kendimizi ilkel toplumda zannettik. Tekniğin en son modelini kullananlar  sanki evlerinde ezanlı saatleri  yokmuş gibi insanları rahatsız etmekten zevk alıyorlar. Yaktıkları, yıktıkları yetmiyormuş gibi ramazanı da kendileri gibi düşünmeyenlere işkence ayı olarak özgürce kullanıyorlar.

 

Nedir bu yapılan zulümler? Sizin haklarınız hakta, bizimkiler hak değil mi? Sizlere demokrasi, bizler; bu yapılan antidemokratik barbarlıklara karşı çıktığımızda bütün iftiralara, dışlanmalara hazır olmalısın. Yani; her kötülükleri göze almalısın. Biraz cesaretin varsa konuş yoksa her haksızlığı sineye çek kulağını da  yapıt dinle!!. Bu gün hala Anayasada Alevilik yasak, kültürel dernekler var. Bu  durumda Cem yapması bile yasal değil. Bunun içinde gün geçmiyor ki; televizyonlarda Alevilere hakaretler olmasın. Asıl kendiler mum söndü yapan şerefsizler, bütün şerefsizlikleri ortaya dökülmesine rağmen ter temiz  olan, kabesi insan olan bu topluma iftiraya devam ediyorlar. Gayet doğal; Başbakan bir partinin başkanına soy,sop sorarsa yani; ( affedersiniz) hoca   kokutursa Sünni  cemaati de S....Yakında Türkiye’ye Gülen pardon Humeynimizde gelir ULEMA yönetir. Böylelikle padişahım çok yaşa!!!!


Bütün dünya da olduğu gibi Türkiye’de de toplum hızla yozlaşma yolunda epey katetmişler. Eğitimciler güya öğretim üyesi diyorsun, konuştuğun zaman şaşırıp kalıyorsun. Bunlar mı çocuklarımızı eğitiyorlar? Yazık o çocuklara. Dünyadan bihaberler. Konuştuklarını cahil bir insan bile konuşmaz. Almanya’daki Türk çocuklarını kınıyor, efendim niçin karnavallara katılıyorlarmış! Türkiye’nin tarihini, coğrafyasını bilmiyorlarmış! Konuşmaları çok çirkinmiş! Bırak eğitimciliği, normal insan olan bir kimse bu çocukların alman eğitim aldıklarını, ana dillerinin almanca olduğunu bilir ve şu sözü söylemez: Ben o çocuklardan nefret ediyorum  demeye utanır. Türkiye'de izindeyken Kral Fm i açtım haberleri dinlemek için. Referandum üzerine idi konuşmalar. Kim olduğunu bilmediğim ama sanatçı olduğunu söyledikleri biri ile röportaj yapılıyordu. İsmi önceden söylenmişti galiba, ismini alamadım. Toplumun cahil olduğunu, kitap okumadıklarını, anayasayı nerden bilecekleri gibi tartışmalardı. Söz yine yurt dışındakilere gelince, o konuşan; onlar zaten salak, aptal diye hakaret etti ve onun hakareti sunucu tarafından  tekrarlandı.

 

Gelin hep birden "Almanya’dakiler salak" diye haykıralım dediler ve hep bir ağızdan birkaç defa aynı slogan gibi bağırdılar! Ben bunları niçin yazıyorum biliyor musunuz? Artık Almanlara kızmaya hiç hakkımız yok. Çünkü bizleri senelerce döviz makinası yerine koyup, soyup soğana çeviren, sömüren ve bugüne kadar paramızdan başka hiç bir haklarımızı savunmayan, gelip geçen ve şimdiki hükümetler bizleri insan yerine koymadılar ki toplum da bizleri sevsinler. Almanya’da yabancı, Türkiye’de gerçekten Almancı olmuşuz. Yurtsuz iki  arada kalmış  bir toplum haline gelmişiz. Sadece çıkarları doğrultusunda bizleri kullanmışlar, halâ da devam ediyorlar.

 

   Türkiyeli toplum olarak hem dini hem de milliyetçiliği bizlere morfin gibi şırınga etmişler ve sırtımızdan da oturdukları yerlerde milyarları vurmuşlar. Bugün bizlerle alay eder duruma gelmeleri de işte bu yüzden. Karnı doymayanın vatanı inancı olur mu diye düşünmeyen bizleri karanlıkta ve bataklıkta beslenen yarasalar kurtaramaz diye çalıştığımız  ülkelerden  bile dersler çıkartamadığımız için kimilerimiz ırkçılığın, kimilerimiz din adına yobazlığın kurbanları olduk. Gurbette ırkçılığı yaşamamıza rağmen kendi ülkelerimizin halkları olan ama bizler gibi düşünmeyenleri halâ ötekileştirip, bizleri sömürenlerin kervanına katılarak kendi canavarlarımızla birlikte güya cennete doğru yol almaktayız. Gerçek ortak olan sınıf çıkarlarını değil, düşman çıkarlarını bizim çıkarlarımız gibi gördüğümüz için bir asır olmuş hala kürt, ermeni, alevi diye birbirimizi dost göremiyoruz. Dinle ırkçılık gözümüzü perdelemiş.

 

     Türkiyeli kadınlara gelince; hele de türbanlılara, benim aklım mantığım hiç almıyor. Nasıl oluyor da kendilerine ikinci sınıf muamelesi yaptırıyorlar? İnançlı olan erkek gayet normal şortlarla hatta mayo giyerek denize giriyor. Kadın eli yüzü her tarafı kapalı. Hiç mi düşünmüyor, beni yaratan erkeği de yarattı. Benim suçum ne ki beni cezalandırıyor. İyiyi kötüyü var eden Allah beni niçin suçlu yaratıyor? Sonra da zayıf gösterip ceza veriyor? Burada suçlu ben miyim yaratan mı? İkimizi de yaratan aynı, niçin erkek benden üstün oluyor. Neresi, neyi niçin? Burada bir anormallik yok mu bayanlar? Yoksa yaratan adına erkek eğemen toplumun erkek Allah’ının birer tuzağı mı? Üç tarafı da denizlerle çevrilmiş cennet ülkemde Almancı olduğum, Alevi olduğum, kadın olduğum için horlanmak istemiyorum. Yalancı cennetlerle avunmayı değil, güzel ülkemde herkesin dilini, dinini özgürce yaşayabildiği, başkalarının normları ile değil, kendiler gibi olanlarla korkmadan kardeşçe yaşamak istiyorum.

 

   Demokrasi sadece kendimiz için değil, herkes için savunmalıyız ve gerçek demokrat olup demokrasiyi hazmetmeliyiz ki cenneti öbür dünyada değil, bu dünyada yaşayalım ve çocuklarımıza yozlaşmış, sapıklaşmış bir toplum değil, havası ve suyu temiz bir gelecek bırakalım.


     Dostça selâmlar.
      Hatice Bozkurt